Her şey eski zamanlardaki gibiydi. Hayvanlar, kitaplar, şehirler eskisi gibiydi. Yalnızca adamlar değişmişti. Uyku denen olgunun ihtiyaç olması bir yana, bir şeylerden kaçış yolu olduğu yalnızlar tarafından biliniyordu. Yalnızlar, sadece yalnızdılar. Yalnız adamlar eskisi gibiydi. Yalnızca, adamlar eskisi gibiydi. Kitaplara anlamlar yükleniyor, şehirler kirleniyor, hayvanlar teker teker ölüyordu. Anlaşılamamıştı. Anlatamamıştı. Yalnızlığını avuttuğu tek şeyin ciğerini karartan tütün olduğunun farkındaydı. Zordu. Unutmak, unutulmak, aklında olmak, aklında kalmak zordu. Aklına gelen şeylerden kurtulmak için bir sigara yakıp, pencereyi açtı. Unutmuştu. Ölüm sessizliğinin farklı bir boyut kazandığı evinde yalnızdı. Güldü. Birileri tarafından seviliyordu, ama onun başka bir şeye ihtiyacı vardı. Eksikliğinin dolduğu yerde, korku başlıyordu. Sigara yaktı. Dolaptan usulca birasını alıp oturdu. Birayı unuttu. Sigarayı unuttu. Her şeyi unuttu. Artık kendisi için sevmenin de ötesinde olan tek şey sevilmekti. Sevilmedi. ''Aşk örgütlenmektir, bi düşünün abiler.'' diye mırıldandı. Örgütlenecek kimse yoktu. Sigarayı unuttu. Her şeyi unuttu. Unuttuğu için kendine kızamıyordu. Unuttuğu şeyleri hatırlamak diye bir şey yoktu. Unutulan unutulmuştu. Sigara, bira yok oldu. Adamlar yok oldu. Kendisi yok oldu. Bu çarkın içinden kurtulması için gerekli olan bir adam vardı, onu bilmiyordu. Adam kalabalıktı. Sevilmedi. Zaten bir araya gelmelerine gerek yoktu. Zaten hiçbir zaman gerek olmuyordu. Oturduğu yerde yoruldu. Sigarayı unuttu. Yangındaki alevler içinde kendisini buldu. Gerçekten de ahlak, aşktan daha önemli değildi. Aşık olamıyordu. Yandı, kül oldu.
İki oda bir salon evinde tek başına ölü bulundu.
17 Mart 2013 Pazar
19 Şubat 2013 Salı
17 Şubat 2013 Pazar
Göğe bakamıyoruz
Çok kısa zamanda yerine oturdu her şey. Ve ben, mutlu olmaman için elimden geleni yapıyor gibiyim. Kırılma bana, üzülme. Çünkü ben o bakışları artık biliyorum. Hiçbir şey elimde değil sanki, sahip olmak için çırpındığım hiçbir şey benim değil. Şimdi ise, sahip olmak için çabaladığım tek şey, asla benim olmayacak gibi. Saatler, yıllar, başka insanlar, balıklar var arada. Ben her zamanki gibiyim, balıklar, zamanlar her zamanki gibi. Tüm kadınlar her zamanki gibi. Kendimi kandırıyorum. Çünkü ben hiçbir zaman ''her zamanki gibi'' dediğim anları yaşamadım. Her zamanım farklıydı, sigara paketlerim, içkilerim, otobüslerim, arkadaşlarım farklıydı. Eşyalara bile bağlanamazken, bir insana bağlanmaktan hep korktum. Kaybettim, yanlış insanları seçmekten kendimi alıkoyamadım. Her zaman imkansızı istedim ve olmasını bekledim, olmadı. Artık daha sabırlıyım, işleri yoluna koymaya çalışıyorum ama değişen bir şey yok. Çırpındıkça batıyorum. Hayatından geçip giden kadın, erkeğin hayatını şekillendirir, derler. İster inan, ister inanma, seni şekillendiriyor. Zaten her şey yine burda başlıyor. Tek istediğim benimle şekillenmen, bana inanmandı. Ama ben daha kendime inanmazken, seni kendime nasıl inandıracaktım? Korkuyorum. Bencilliğimle yüzleştim, tüm bunları senin fark etmenden korkuyorum. Aslında mutlu olmanı istiyorum, gece yattığımda senin mutluluğunun benim mutsuzluğum olduğunu fark ediyorum. Elimde çok fırsat var, çok fırsat var, çok fırsat var. Ama ben artık hiçbir şey istemiyorum.
Mutluluklar.
''Mutluluk,
Diyordu adam,
Her konuda
Tekrara düşecek kadar
Rahat olmak.
Rahatsın,
Diyordu kadın,
Ama o sırada
Birdenbire
Odayı
Sözgelimi
Brezilya'ya
Çevirir
Bir çiçek.
İyi niyetlidir musluk,
Diyordu adam,
Yüzüne çarptığın
Ve içtiğin su
Aynı serinliktedir.
Mutluluk mu,
Diyordu kadın,
Mutluluk:
Açan tütün
Körelten tütün.''
Mutluluklar.
''Mutluluk,
Diyordu adam,
Her konuda
Tekrara düşecek kadar
Rahat olmak.
Rahatsın,
Diyordu kadın,
Ama o sırada
Birdenbire
Odayı
Sözgelimi
Brezilya'ya
Çevirir
Bir çiçek.
İyi niyetlidir musluk,
Diyordu adam,
Yüzüne çarptığın
Ve içtiğin su
Aynı serinliktedir.
Mutluluk mu,
Diyordu kadın,
Mutluluk:
Açan tütün
Körelten tütün.''
8 Şubat 2013 Cuma
14 Şubat'ın gereğinden fazla abartıldığını düşünerek geçirdiğim bi akşam sonrası kendimi korku içinde buldum. Uzun zamandır duygusal boşluğumu dolduracak birini bulamadığım için fazlasıyla üzülürken, insanların sevgilileriyle beraber vakit geçirecekleri bir günün beni neden bu kadar rahatsız ettiğini düşünmeye başladım. Sinir olduğum şey, insanların sanki başka hiçbir sorunları ya da hiç kimseleri yokmuş gibi davranmaları; beni korkutan şey ise, duygusal boşluğumu nihayetinde doldurduğumda benim de onlardan biri olma olasılığımdı. Her normal insan gibi birine ihtiyaç duyarken, yersiz korkulara kapılıyor olmamız zayıflığımızdan mı, yoksa fazla düşünceli olmamızdan mı kaynaklanıyordu, çözemedim. Her iki ihtimalde ise insan zayıflığının tüm belirtileri ortaya çıkıyordu ve her olasılıkta bir şeylere ve birilerine ihtiyacımız olduğu kesindi. Bunlardan kaçmamıza imkan yoktu, ama hepimiz birbirimizden kaçarken bir yandan da ihtiyacımız olan şeyleri kovalamamızın imkanı neydi? Yoksa hepimiz Martin Buber'in dediği gibi 'o'nda mı oluyorduk?
Belki de yalnızca aptalların mutlu olabildiği, diğer tüm insanların umutsuzca bağlanacak bir şeyler aradığı modern çağda hepimizi kurtaracak şey dünyanın buharlaşıp yok olmasıydı.
Tanrı gerçekten varsa yapacağı en akıllıca şey bu olacaktı.
Belki de yalnızca aptalların mutlu olabildiği, diğer tüm insanların umutsuzca bağlanacak bir şeyler aradığı modern çağda hepimizi kurtaracak şey dünyanın buharlaşıp yok olmasıydı.
Tanrı gerçekten varsa yapacağı en akıllıca şey bu olacaktı.
31 Ocak 2013 Perşembe
29 Haziran 2012 Cuma
''Korkuyu beklerken''
Ben normal bi' insan olsaydım normal bi' fotoğrafın içine böylesine korku verici şekilde dalıp onun anormal olmasına neden olmazdım.
Anlatabildim mi?
8 Haziran 2012 Cuma
Kayboldum. Beni bulan haber versin.
Kendimi hiç bu kadar hissiz, bu kadar kayıp, bu kadar bitkin hissetmemiştim. Ankara'nın boğuculuğu beni kaçmaya teşvik ederken; İstanbul'un ürkütücü bekleyişi ise beni korkutuyor. Tek isteğim şu ruh halinden kurtulup her şeyi geride bırakmak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)