30 Kasım 2011 Çarşamba

Sen, günümün aydınlığı
Gittiğim zamanlarda yanımda kalan
Ve gülüşlerinin ardında masumiyet
Bir erkek için fazla güzel bedenin
Gel benimle
Her şeyi değiş tokuş edelim

10 Ekim 2011 Pazartesi

1 Temmuz 2011 Cuma

Evde oturmaya bir dakika bile devam edersem ya kalkıp oynamaya başlayacağım ya da balkondan dağa taşa ''Yeteer!'' diye haykıracağım. Beynimin içinde uğultular dolaşıyor:

''Aman ağzımızın tadı kaçmasın.''

30 Haziran 2011 Perşembe

27 Haziran 2011 Pazartesi

Birtakım olaylar edebi sanatlar kadar kadar can sıkıcı.

7 Haziran 2011 Salı

13 Aralık 2010 Pazartesi

Felsefe

İnsan, hayatının bazı dönemlerinde düşünmekten bile aciz kalabiliyor. Memur kenti'' diye küçümsenen Ankara, insanı büyük bir iştahla yutabiliyor kimi zaman.

Kalabalığın içinde insanlar var. Nerdeyiz bilmiyoruz. Ne yapıyor olduğumuzdan haberimiz yok. ''Biz kimiz?'' diye soruyoruz usulca. Kimse yok etrafta. Hava soğudu. Yaşanmayacak her şey yaşandı. Ruhumuza kar yağdı, buz tuttuk. İnsanlardan olabildiğince uzak durduk.

''Sömürge var bir yerlerde!'' diye bağırdı bir anarşist, ''Tam içimizde bir yerlerde sömürge var!''

-Bu hayat bizim olmamalı.
+Bizi neden üzüyorlar?

Ve sonra yine bağırdı: ''Her yasak kendi isyancısını yaratır!'' Sevgi yasaktı. O da bir isyancı.

Kahvesini yudumlayarak köşeyi döndü, kayboldu. Sigarasını yaktığı sırada, yanında bir kadın gördü. Kaçarak uzaklaştı. Çünkü her yerde kar vardı.

Ve ''Biz neden yaşıyoruz?'' diye bir soru geldi en arkadan. Yüzü seçilmeyen bir yabancıdan. ''Güzel şiirler okumak için.'' diye cevapladı bir kadın. ''Ve şarap içmek için..''

Her yasak kendi isyancısını yarattı.
Kadın kendi (u)mutsuzluğuyla kaldı.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Çünkü ben, yediğim çubuk krakerleri sigara içer gibi ağzıma alıp, bir süre sonra utanarak yemeye başlayan çocuktum.

Utanırdım. Çünkü sigara zararlıydı.